Aday Öğrenci Danışma Hattı: 

446 224 53 44 – 40208

İnsanlığın Varoluşsal Tehditleri ve Toksikolojik Sonuçları Konulu Seminer Düzenlendi..

Fakültemiz ve Üniversitemiz Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü işbirliğiyle, Arnavutluk Eski Tarım ve Dışişleri Bakanı, Avrupa Konseyi Eski Başkanı Prof. Dr. Edmond Panariti’nin konuşmacı olarak katıldığı “İnsanlığın Varoluşsal Tehditleri ve Toksikolojik Sonuçları: Risk, Maruziyet ve Direnç Üzerine Stratejik Bir Analiz” başlıklı çevrimiçi bir seminer düzenlendi. Prof. Dr. Panariti, konferansta günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu küresel riskleri ve bu risklerin toksikolojik sonuçlarını çok boyutlu bir bakış açısıyla ele aldı. Seminerde; iklim değişikliği, nükleer riskler, biyoteknolojik hızlanma, kurumsal zayıflama ve dijital savaşlar gibi varoluşsal tehditlerin birbirinden bağımsız olmadığı vurgulanarak, bu tehditlerin kimyasal, biyolojik ve çevresel toksik yükleri nasıl artırdığı bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. İklim istikrarsızlığının toksik maruziyeti artırdığı, nükleer gerilimlerin uzun vadeli radyolojik kirliliğe yol açtığı ve biyoteknolojik gelişmelerin kontrolsüz ilerlemesinin yeni toksik riskler doğurduğu ifade edildi. Tarımsal toksikoloji, endüstriyel kirleticiler, farmasötik aşırı maruziyet, kentsel hava ve su kirliliği gibi başlıklar altında güncel ve kalıcı tehditlere dikkat çekilen seminerde, özellikle çocuklar, hassas gruplar ve riskli meslek gruplarının orantısız toksik yüklere maruz kaldığına vurgu yapıldı. Biyobirikim ve biyobüyütme süreçlerinin düşük düzeyli maruziyetleri dahi ciddi halk sağlığı sorunlarına dönüştürebileceği belirtildi. Prof. Dr. Panariti, bu tehditlere karşı stratejik azaltımın ancak çok katmanlı ve disiplinler arası bir yaklaşımla mümkün olabileceğini ifade ederek; toksikolojik gözetim sistemlerinin güçlendirilmesi, uluslararası düzenlemelerle uyum, kamu sağlığı altyapısının geliştirilmesi ve toplum genelinde toksikoloji okuryazarlığının artırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca dekontaminasyon, biyoremediasyon ve onarıcı adalet süreçlerinin ekolojik ve toplumsal iyileşme için vazgeçilmez olduğu vurgulandı. Seminerde, varoluşsal tehditlerin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sağlık, etik ve toplumsal boyutları olan küresel bir mesele olduğunu ortaya koyarak; bilim insanları, politika yapıcılar, eğitimciler ve toplumun tüm kesimlerini daha dirençli, adil ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluk almaya davet eden güçlü bir mesajla sona erdi.  
Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email